yansımalar ve yanılsamalar..

 

(1)

- Filiz!

- Efendim müdürüm.

- İsmail'le Mustafa’yı çağırsana, odama bekliyorum.

- Anlaşıldı müdürüm.

(2)

 - İsmail, Mustafa, Caner Bey sizi odaya bekliyormuş, biraz gergindi.

- Gergin olmadığı gün mü var, menopozlu karı gibi

- Mustafa ayıp, hem andropoz onun hadi.

- Aman Filiz iyi ki tıp okuyorsun. 

- Hadi Mustafa çayı sonra içersin, bekletmeyelim

- Acele etme İsmail, moladayız.

(3)

- Müdürüm bizi çağırmışsınız.

- Geçin çocuklar, biliyorsunuz Oğuz iki gündür hastanede. Şimdi onun bölgesinden gelen siparişler var. Onları da siz götüreceksiniz.

- Müdürüm saat 3’de geliyoruz gece 2’den önce çıkamıyoruz, valla eve gidince nasıl uyuduğumu bilmiyorum. 

- Mustafa, bunları babana anlat bana değil.  

- Müdürüm yeni bir motokurye alsak. En azından Oğuz başlayana kadar. Siparişler soğuk gidiyor millete. Çok dolanıyoruz.

- İsmail, enduro motor istediniz aldık. Şimdi de yeni kurye mi? Var mı başka isteğiniz? Hadi hadi çıkın, Filiz versin siparişleri..   

(4)

- Ne oldu arkadaşlar? Ne dedi Caner Bey?

- Aman Filiz, müdür bozuntusu Oğuz’ un bölgesini de bize yıkmış.

- Yapma Mustafa ya, siparişler hep oradan zaten. Üzüldüm şimdi.

- Ağaç kenarına işiyoruz, insanlıktan çıktık.

- Hani yeni birini alıyordular?

- Tamam dostum boşver. Filiz ver siparişleri de çıkalım.  

- İsmail bir dakika bekler misin?

- Ne oldu Filiz, hayırdır?

- Sen dün gece çıkarken canım sarma çekti demiştin. Annem sabah yapmış, molada yersin.

- Sağol Filiz utandırdın. Annenin ellerine sağlık..

 (5)

- Alo trafik polisi Hasan. Dominik Taş Fırın Pizza mı?

- Evet, Filiz ben buyurun.

- Sizde moto kurye var mı, adı İsmail Duyarlı.

- Evet, burada çalışıyor. Bir şey mi oldu?

- Tamam Yoğurtçu Parkı civarında kaza yaptı. Ambulansa aldık, şehir hastanesine. Bir yetkili buraya gelsin. Motoru, eşyalarını alsın.

- Durumu iyi mi, emin misiniz İsmail olduğuna?

- Hanımefendi ehliyette yazan isim bu.

- Biri mi çarpmış nasıl olmuş?

- Hanımefendi işim çok, yetkili buraya gelsin.

(7)

- Müdürüm, müdürüm. İsmail kaza yapmış, şehir hastanesine kaldırmışlar.

- Allah kahretsin. Ne oluyor bunlara, arabanın önüne mi atıyorlar kendilerini?

- Niye atsınlar müdürüm?

- Geçen hafta Oğuz, şimdi bu. Oğuz’a hastanede çiçek verdiğimiz resimler siteye yüklenmemiş. 

- Müdürüm, polis sizi çağıriyor olay yerine.

- Sigortasını başlatmış mıydık bunun? SGK ceza yazar şimdi. İyi aklıma geldi. Alo Sezgin, eee İsmail.. 

- Duyarlı müdürüm, Duyarlı...

- Sezgin, İsmail Duyarlı’nın sigortasını başlattık mı, iyi tamam geçen hafta başlattık. Kaza yapmış, çalışmaz bu şimdi. Yarım bordro yap. Motor masrafını kes. A2 kurye ilanı gir. Ayrıca şu hastanedeki çocuğa çiçek verirken resimler yüklenmemiş, onları gir siteye, ‘pizza değil dostluk taşıyoruz’ falan, yaz işte bir şeyler.  

(8)

- Merhaba memur bey. Kaza yapan kurye varmış onun müdürüyüm.

- İyi ki aradık hemen gelin diye. İki saat oldu.

- Çok yoğunuz memur bey, anca.

- İsim neydi sizin?

-Caner Solaçık. Kartımı vereyim. Uğrayın arkadaşlarla, ailenizle. Belediyenin karşısında köşede yerimiz.

- Şimdi Caner Bey, görgü şahidinin verdiği plakayı sorguladık işadamına çıktı. Karısı kullanıyormuş, yan koltukta telefonu çalmış, uzanırken işte öndeki araç durmuş, bu da sağa kırmış istemeden dokunmuş, yardımcı olabilir misiniz dedi.

- Nasıl yani?

- Caner bey, adamın çevresi geniş. Ankara’dan bile aradılar. Şahit süslü bir kız, plakayı verdi gitti zaten. Yazılı bir şey yok. Sen bilirsin, ben karışmam, isterseniz şikayetçi olun.

- Allah kahretsin, bunlar ne ya, sarmamı dökülmüş yola, ayağıma yapıştı. Tamam, ben ilgileneceğim memur bey.

 (9)

- Sezgin bi gelsene odama, kapıyı kapat.

- Efendim müdürüm.

- Bana abi de, ikinci müdürsün sen. Şu kaza yapan İsmail, çarpan işadamının eşiymiş, herkesi aratmış, sıkıntılı bir tip. İsmail’e git, tam bordro yaptık, sen dinlen falan de. Motoru diğer aylardan ufak ufak kes. Şimdi karakoldu, ifadeydi, uzamasın iş.

- Abi hastaneden aradılar. Çocuğun durumu ciddiymiş, iki kol, bir bacak kırık, kafatasında çatlak varmış, bilinci kapalıymış.

- Bak Sezgin, bir yolunu bul. Uzatma bu işi. Pandemide herkesin cirosu tavan yapmış biz de tık yok.

- Abi ailesine ne diyeceğiz. Hadi Oğuz’unki köyde. Çocuk sigortasız, teşekkür ettiler iş verdik diye. Bunun anası babası yanında, sormazlar mı kaza nasıl olmuş?

- Tamam sen hastaneye geçince ailesini ara, köpeğe çarpmış de, biz ilgileniyoruz yağla cilala. Madem bilinci kapalı, konuşamaz zaten.

- Abi emin misin, suçu saklamak olmaz mı?

- Sezgin başlatma suçundan şimdi. İş hayatında haklı haksız yoktur, doğru yanlış vardır. Doğrusu bu. Mahkeme salonu değil burası.

- Anladım abi. Kasadaki Filiz, İsmail’in yanında durayım dedi, git dedim.

- İyi iyi, Büşra baksın kasaya. İş tişörtünü çıkarsınlar hastanede. Kötü reklam olmasın.

(10)

- Filiz merhaba. Çok geçmiş olsun. Nasıl İsmail’in durumu?

- Görüyorsun işte Sezgin abi. Parçalı kırıkmış. 3 aydan önce düzelmez dedi doktor.

- Ailesinden kimse yok mu, gelen giden?

- Bir kardeşi vardı galiba ilkokulda, daha küçük. Babasını aradım gelecek birazdan.

- Nasıl bilinci açıldı mı?

- Yok abi uyutuyorlar. Sezgin abi, ben bu gece yanında..

- Sen kal kal, Caner beyin selamı var. Yalnız iş kıyafetleri olmasın üzerinizde. Ben çıkıyorum.

- Şey abi bir gazeteci geldi. İsmail’in fotoğrafını çekti. Adliye muhabiriyim dedi gitti.

- Şimdi sıçtık. Kimseye bir şey anlatma. Sakın sakın..

(11)

- Büşra, nerede Filiz, sen niye kasadasın? İsmail’e de ulaşamıyorum.

- Mustafa duymadın mı? İsmail kaza yaptı. Filiz hastanede yanında.

- Piç ya veriyor 10 tane pizzayı çocuğa, hemen teslim et. Sinyalden izliyor odasında yavşak, tepesinde klima. Restaurant puanı düşmesinmiş. Ne oldu, iki haftada iki kaza.

- Harun’u verecekmiş İsmail’in güzergahına..

- Ya niye almıyorlar birini, burama geldi valla burama. Şu açık öğretim bitsin basacam istifayı.

- Ne yapaksın dışarda, en azından işin var. Baba parası mı yiyeceksin?

- Recep İvedik’deki müdürü al bunu koy, aynı kafa.

- Benden duymadın, temizlikçi Fatma var ya, geçen gece dükkan kapanınca bakmış bunun odasının ışık açık. Kapatayım israf olmasın demiş, bakmış seninki ayıp videolar izliyor. Hemen parmak ucunda çıkmış.

- Belli zaten hiç şaşırmadım. Evli olacak bi de ergen..

- Eşi youtuber’lara yönetmenlik yapıyormuş, bundan çok kazanıyormuş, yurtdışı, oteller..

- Şimdi anlaşıldı karın ağrısı.

- Hadi neyse, müşteri geliyor.

(12)

- İsmail.. oğlum.. ne oldu sana?

- Amca, kaza yapmış motorla, durumu iyi.

- Ne iyisi kızım, sarmışlar her yerini, oğlum.. canım İsmail’im.. vay başıma gelenler.. Gece 3’de geliyor, sabah derse gidiyor. Gariban oğlum. Bakamadım sana, hep benim suçum.

- Amca hepimiz öyleyiz. Ben de öğrenciyim. 

- Kardeşi engelli olunca tedaviydi hastaneydi, İsmail’le ilgilenemedik. Erasus mu ne, yurtdışına gidecekti, para biriktiriyordu. Vah benim oğlum. Sana da zahmet verdik, hakkını helal et kızım.

- Önemli değil amca. İsmail iyi olsun da.     

- İyi akşamlar, ben Kadıköy Gençlik Postası muhabiri Ulaş Susmaz. Daha önce gelmiştim. Amca siz babası mısınız, isim neydi?

- Evet oğlum, İbrahim Duyarlı.

- Kaza nasıl olmuş? 

- Ben bilmiyorum oğlum, bu hanım kızım aradı geldim.

- Ben bir dosya hazırlıyorum, iş kazalarıyla ilgili.

- Yaz oğlum yaz, bizi duyan yok zaten..

- Hanımefendi siz biliyor musunuz, kaza nasıl olmuş?

- Trafik polisi aradı, kaza yaptığını söyledi, o kadar biliyorum.

- Adını hatırlıyor musunuz polisin?

- Hasan dedi galiba. Yoğurtçu Parkından aradı.   

- Tamam anladım. Hastanın adı İsmail Duyarlı değil mi, hemşireye sormuştum. 

- Evet oğlum.

- İyi akşamlar size, tekrar geçmiş olsun..

(13)

- Caner Abi ne yapıyorsun?

- Eve geçtim Sezgin. Kafam allak bullak.

- Şey abi, gittim ben hastaneye, İsmail uyutuluyor, Filiz yanında.

- Tamam var mı sorun, polisler gelmiş mi, ifade?

- Yok abi de, bi gazeteci gelmiş odaya, fotoğraf çekmiş, adliye muhabiriyim demiş.

- Hay ben böyle işin, hay anasını avradını. O kadar araç içinde git işadamının karısını bul. Hangi gazeteymiş?

- Söylememiş abi.

- Bıktım vallahi. 5 bira içtim hala ayık geziyorum. Tamam Sezgin kapat, gerisini yarın gazetede okuruz nasılsa..

(14)

- Caner, kalk yatağına yat.

- Buse, sen misin, saat kaç?

- 3 oldu. Başka birini mi bekliyordun?

- Sen yeni mi geliyorsun?

- Sanki bilmiyorsun gece çalıştığımı. Akşam Damla’nın baby shower’ı vardı. Gelenler gidenler, ardından çekim.

- Doğursa da kurtulsak, kaç hafta kaldı?

- Bu benim işim Caner, anla artık. Üç hafta kaldı.

- Size parti yasağı yok mu?

- Aman kaç para ceza? 100 bin izlenmesi var bu gecenin.

- Yarın linç yağar.

- Yağsın, kıskançlığın altında gizli hayranlık vardır.

- Gençliğe ne faydaları var? Sorumluluk sıfır. Histerik bireyler.

- Sen pizza satarak herkesi mutlu ediyorsun ya, bay anksiyete. O kolundaki saati duyar kastığın kız hediye etti sana. Yarın akşam iş çıkabilir beni bekleme.

- Ne gün varsın ki?

(15)

- Hasan abi günaydın, kolay gelsin.

- Ooo Ulaş yine ne kovalıyorsun? Elinde makine şak şak çek dur. Biraz da bizi yaz koçum, sabah akşam duman yutuyoruz burada. Varis dolu valla iki bacağım.

- Emekliliği hak etmedin mi abi sen?

- İki yıl kaldı. Kız öğretmen çıksın aynı gün emekliyim.

- Abi geçen burada motokurye kaza yapmış, senin bilgin vardır.

- Adı neymiş?

- İsmail Duyarlı, Yoğurtçu Parkı’ndan acile gelmiş.

- He tamam, şu işadamının karısı..

- Yok abi çocuk kurye, pardon işadamının karısı ne alaka abi?

- Ulaş hadi koçum, uğraşma benimle.  

(16)

- Buse, merhaba canım, nasılsın?

- Teşekkür ederim Damla Su Hanım. Geceden kalmayım biraz.

- Evet ben de yeni kalktım, saat 12 olmuş. Bugün akşam 9’ da youtube kanalımın 5. yılı şerefine davet var biliyorsun otelde, o kesinleşti. Gerekli izinleri aldık, 100 kişilik.

- Tamam Damla Su hanım. Ben prodüksiyon ekibini alıp 8’ de orada olurum.

- Tamam Busecim, magazincileri de çağırdım. Hamilelik, bebek, aşk meşk onları soracaklar.

- Biraz da pandemi, sosyal sorumluluk falan eklersiniz.

- Tabi tabi olur, iyi hatırlattın.

- Canlı yayın yaparız kanalınızdan. Bugün Cuma, herkes evde, 200 bini rahat geçeriz.

- Ay harikasın. Şey Buse eşini de çağır istersen.

- Olur, gelmek isterse.

(17)

- Merhaba, tekrar geçmiş olsun. Hastamız nasıl oldu?

- Merhaba Ulaş Bey. Sabah biraz gözünü açtı, su içti, daha iyi.

- Pardon, siz eşi mi oluyorsunuz?

- Yok hayır, arkadaşıyım iş yerinden adım Filiz.

- Ne güzel.

- Oturun, meyve suyu var. Belki İsmail’de uyanır birazdan.

- Sağolun Filiz Hanım. Ben kaza yerine gittim. Orada bir pet shop’un güvenlik kamerası varmış, yardımcı oldular, kazayı inceledim. Kendi kendine değil, lüks bir jip vurmuş.

- Öyle mi, anlamıştım zaten. Hiç kaza yapmamıştı İsmail. 

- Ana haber bültenlerine, sağa sola what’s up attım, bakalım yayınlanırsa.

- Çok teşekkürler..

- Babası yok mu?

- Fabrikaya gitti, annesi gelecek birazdan, ben de işe geçeceğim.

- İyi günler Filiz Hanım..

(18)

- Filiz, gelsene odama.

- Efendim müdürüm.

- Nasıl İsmail’in durumu, ne zaman çalışabilir dedi doktor?

- 3 aydan erken olmazmış.

- Tüh be, aman neyse. Mail geldi genel müdürlükten, arka caddeye ikinci şubeyi açmaktan vazgeçmişler. Semt bize kaldı yani. Daha çok çalışmalıyız. Sizin izinleri yarim güne düşürdük, destek olmalıyız birbirimize, iyi bir ekibiz değil mi?

- Hı hı, iyi bir ekibiz.. 

- Baksana dün bir gazeteci gelmiş. Bir daha uğradı mı?

- Yok hayır müdürüm. Tesadüfen oradaymış galiba.

- Oh, iyi iyi, rahatladım. Bugün Cuma, güzel bir gün. Hadi herkes canlansın. Gece 3’den önce paydos yok. Come on..

(19)

- Efendim, efendim Buse. (Tamam Filiz, sen geç kasaya)

- Baksana Caner, Damla Su hanımın bu akşam galası var otelde. Seni de çağırdı.

- O mu çağırdı, sen mi?

- O çağırdı benim işim olmaz seninle. Sana uysaydım Kastamonu’da sarımsak topluyordum.

- Ben çalıştım da bu kariyeri elde ettim hanımefendi.

- Kariyer mi, Damla Su buldu bu işi sana, kokmuş pizzalarını yedi kaç gün. Neyse uzatma akşam galaya gel. Araba bende, taksiyle gelirsin.

- Bugün canımı sen bile sıkamazsın. Bir ara uğrarım. (Sürtük..)

(20)

- Damla Su hanım doğum yaklaştı, bebeğin durumu nasıl? Hamilelik nasıl gidiyor?

- Hem çok güzel hem de zor. Bebeğin kıyafetleri, hastane odası, partiler çok yoruluyorum. 

- Dışarı da çıkamıyorsunuz. Pandemi, yasaklar konusunda ne düşünüyorsunuz?

- Tabi ki çok güzel. Kurallara uyalım, evde kalalım. 

- Sosyal sorumluluk projeleri konusunda en duyarlı ünlüler arasındasınız.

- Evet elimden geleni yapıyorum. Kadınlara şiddet, doğaya yani böyle madenler, zeytin ağaçları falan kesilmesin. Bu dünya sadece bizim değil, diğer canlılarla paylaşıyoruz. Mesela benim köpeğim var fifi, kedim var viskız, biliyorsunuz zaten.

- (what’s up) Buse ben geldim.

- (what’s up) Canlı yayın bitene kadar ayak altında dolaşma Caner. Bir kadeh al otur. Ben çağırırsam gelirsin.

- Ex'den next olmaz açıklamanız çok konuşuldu. Yağmur Su Hanım’a gönderme miydi? 

- Yapmayın çocuklar, ha ha ha.. O kadar sorunumuz var onları konuşalım. Valencia Sneaker olmuş 20 K.  

- Peki pandemide çalışmak zorunda olanlar, okula gidemeyen üniversiteliler, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

- Ya eveeet çok üzülüyorum. Sizi çıkaramadım. Hangi magazin?Pardon..

- Kadıköy Gençlik Postası muhabiri Ulaş Susmaz. Sizinle görüşmüştük öğle civarı, akşam galaya davet etmiştiniz.   

- Evet hatırladım. Şimdi arkadaşlar, bu gazeteci arkadaş video gönderdi, bir motokuryenin karıştığı kazayı paylaşmak istiyorum. Yani bu kadar tesadüf olur. Ben de olayın görgü şahidiyim. Çarpan aracın plakasını aldım polise verdim. Onlar bizim pizza yememiz için çalışıyor. ‘Everybody be carefull at the traffic’.

- Sizin de bir dönem reklamını yaptığınız pizza mı?

- Evet evet, bu yüzden o firmayla sponsorluk anlaşmamı bitiriyorum. Kaza yapan arkadaşın tüm masrafları karşılanana kadar, buradan net söylüyorum, fan'larımı oradan pizza almamaya çağırıyorum. Mutluluk eşittir sezar salata.. Ha ha.. Bir dakika arkadaşlar, kaza yapan kuryenin müdürü, yönetmenim Buse’nin de eşi olur zaten. Caner bey geldi mi? Onu da yayına alalım.

- (what’s up) Caner hemen s… ol git, hemen..

- (what’s up) Küfür etme. Ne oldu? Bekle yanına geliyorum. Bugün neşemi kimse bozamaz..     

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

the sinner veya ufak tefek kesikler..

geriye doğru bakıp hüzünlenen bir çift çocuk gözü..

kalbimin en doğusunda..