dört gün..
Hatırasız bir çocuktum. Pek arkadaşım yoktu. Onlar da play station oynamaya gelip hemen giderdi. Babam mühendisti. Yurtdışındaki görevi nedeniyle yılda iki kez eve uğrardı. Annemle ablam, iki sokak ötede oturan kuzenlerimle çocukluk dönemini böylece atlatmıştım. Üniversite için evden ayrıldığımda yalnızlık çekmedim. Okul hayatım çimlerde gitar çalan kızlı erkekli gruplar veya kravatsız takım elbiseli gençler arasında geçmedi. Yemekhane fiyatlarını masalara vurarak boykot etmedim, yurdun gece kesilen sıcak suyunu dert etmedim. Üniversiteyi bitirip mezun olduğum sene babam emekli oldu, yurda döndü. Ben de çok geçmeden özel bir bankada müşteri temsilcisi olarak işe başladım. Sistem basitti. Çok parası olanı ayakta karşılıyor, parasını güvence altına alıp üstüne faiz veriyorduk. Her zaman kahve içmeye bekliyorduk. Diğer yanda çalıştığı fabrikanın montu üstünde, saçları yer yer dökülmüş abiler ve ellerini dizlerinin arasında birleştirip önümdeki ekranda neler yazdığını merak ede...