sessizlik..


Sessizlik;

Zemheri ayazı, kış güneşi, ıssız bir ovada ahlat ağacıdır.

Elma çiçeklerine düşen kar, parkta yalnız salıncak, tellere takılan uçurtmadır.

Pencereye konan güvercin, ateşe koşan kelebek, sokağa bırakılan köpektir.

Karanlıkta okula giden çocuk, işinden çıkarılan baba, balkonda çiçek sulayan annedir.


Arkasından koştuğun son vapur, çamur sıçratan taksi, rötar yapan uçaktır.

Kabarmayan kek, yalnız içilen çay, ıspanaksız börektir.

Silahsız asker, cübbesiz avukat, öğrencisiz öğretmendir.

Az takipçili hesap, kısaca verilen cevap, linç edilmemek için sessiz kalmaktır.


Gece uykudan uyandıran hıçkırık, baş dönmesi, karın ağrısıdır.

Rüzgarda kopan yaprak, o yaprağı görünce unutamadığın yaz günleridir.

Okuyamadığın kitap, yazamadığın şiir, gidemediğin şehirdir. 

İstanbul hasret, İzmir aşk, Ankara sessizliktir.


Kapıyı anahtarla açmak, kendi yemeğini yapmak, kanepede uyuya kalmaktır. 

Tek başına Galata Kulesi’ne çıkmak, balık ekmek yemek, boğaz turu yapmaktır.

Göz göze gelmemek, fazla konuşmamak, ayrı ayrı tatile gitmektir.

Acil servis önü, açık görüş günü, mutlu aile tablosunun dünüdür.


Okyanus kıyısında, oğlunu kaybettiği yere gelince bacağını kesen Alison,

Alison’nun küllerini okyanusa dökemeyip mezarlığa gömen Cole’dur. Cole sessizliktir. 

Onları öfkeme layık bulmuyorum, öfkem bana ait bir şey diyen 

Okul önlerinde satılan Tutunamayanlar’dır. Tutunamamak da sessizliktir.


Deniz kenarında dalgalarla dertleşmektir. 

Bazen rüzgara yakalanmak, bazen güneş kremini kaybetmektir.

Sinema çıkışında herkesin senin gibi hissettiğini düşünmektir.

Sürekli gitmek zorunda kalmaktır sessizlik, geride toplamaya fırsat kalmayan anılar ve güzelce yapılmayan vedalar bırakarak.


Aklın ‘hadi git’ dediğine, kalbin ‘gitme’ demesidir.

Terk edilmeyi bir gün beklesen bile sürekli yenilmektir.

Tüm satırlarını ezbere bildiğin bir hikayeyi yazıp yazıp silmektir.

Bıçak yarasıdır sessizlik kırar göğsüne bastırırken.


Bazen bir filmin son sahnesidir;

Ben bir hikaye anlattım sana. Büyüdüm..

Kafamda bir hikaye, bilirsin, bunu çok severdim..

İkimize bir mutlu son yazdım sonra..

O evde seninle birlikte oturduk..

Sustuk. Yanımda durdun sessizce. Burası soğuktu.

Başka bir yaşamdı, sadece biz vardık..

Bana baktın. Mavi ve telaşsız. Sustuk..

Başka bir yaşamda başka bir mutlu son. Biz bunu hak etmiştik..

Hikayemiz orda bir yerde, hep benimle duracak..

Dayanabilmemin tek yolu bu çünkü..          


Özlemektir, beklemektir, umuttur.

Sonra yine kendinle başbaşa kalmaktır.

Sessizlik en çok da sensizliktir,

Sensizlik zaten sessizlik..

 

(Bu denemenin seslendirilmiş hali; kar yağar kar üstüne / gergedan mevsimi)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

the sinner veya ufak tefek kesikler..

geriye doğru bakıp hüzünlenen bir çift çocuk gözü..

kalbimin en doğusunda..